Haydi artık dinsin ızdırapların, Ufuklardan şanlı bir gün doğacak yarın, Güzellikle, sıcaklıkla ve ihtişamla... Kumandasız hazır olup onu selamla! Gönlündeki yaraların kanını dindir! Yüzde yüz Türk olduğun gün cihan senindir.
Besmeleyi selamı bilmeyen diller, beyninden başka her uzvu çalışan insanlar kuşatılmışçasına ne dediklerini ne yaptıklarını bilmiyorlar robot misali monoton bir hayatta ne okuma alışkanlığı edinmişler nede araştırma bilgisine sahipler. Kulaktan dolma bilgiler ile kendilerini adam zanneden müsvette insanlar. Nasıl olacak neler yapacağız da bu gençliği kör kuyulardan çıkarıp gün ışığında gerçeklerle yüzleştireceğiz. Hangi siteye girsem hangi hep aynı insanlar selam vermeden oyun oynaş telaşına düşüyor, sanki hayatta başka gerçekler yokmuş gibi gençliğin enerjisini bu tür basit bağnaz ve ahlaka aykırı tutum içinde yitiriyorlar.
Oysa silkelenip kendilerine gelmeleri lazım birileri ışık olmak zorunda doğruları anlatmalı geleceğe yön bu şekilde verilmeyeceği söylenmeli toplumsal kültür ve ahlak bakımından çöküş noktasına gelmekteyiz. Namus kavramının yittiği birlik ve beraberliğin tükenme noktasına geldiği kurumsal çatışmalara etnik çatışmalarında eklendiği şu günlerde birlik ve beraberliğin sağlanmasından ziyade gençliğin deve kuşu misali başlarını kuma gömmelerini engellemeli kazanma yoluna gitmeliyiz. Pkk illetinden bıktığımız kadar kültürel tarzda da sıkıntılar yaşamaya başlıyor ve kutuplaşmalar gizliden gizliye büyük boyutlara ulaşıyor.
Gerçek olan bir şey vardır oda batılı güçlerin ve abd nin Türkiye de suların durulmasını istememesi. Bunun içinde etnik ve kültürel ayrıcalık taşıyan zengin coğrafi kimliğimiz ile oynanması. Pkk konusunda sözde dayanışma ve ortak hedef olarak belirlenmesi halkta ne buldum coşkusu ve sevinci yaşatmıştır. Oysa senaryo bu şekilde değil. İşleyiş tarzı bizi cezp edici yönde şekillense de altında türlü oyun ve entrikalar mevcut. Son 4-5 gündür alevi cemaatinin ve alevi vatandaşlarımızı kültürel etnik kimlikleri ile oynanmakta, oluşturduğumuz birlik ve bütünlük bu şekildeki ayak oyunları ile bozulmaya çalışılmaktadır. Uyanık davranmalı ve dış güdümlü bu oyunlar içerisinde yer almamalıyız. Toplumsal dini ve ahlaki değerlerimizi korumalı baskı altında kalmamalıyız. Birlik ve bütünlüğümüz buhran ve kriz zamanlarında günü birlik olmamalı sağladığımız bu bütünlüğü muhafaza etmeliyiz.
Batılı zihniyetin 1970 li yıllardan beri Türkiye de yaşayan insanlar arasında çeşitli tarz ve türlerde ayrımcılık içerikli senaryolar empoze etmiş ve bunlardan başarılı oldukları başlıca başlıklar ise, Sağ-sol çatışmaları, Suni-alevi çatışmaları, Türk- Kürt çatışmaları geniş bir zeminde uzun süreli bir süreç kazanmış ve bundan batılı güçler ekonomik ve kültürel boyutta kazançlar sağlanmıştır. Peki bu konular gençlikle ne kadar alakalı ? gençlikle o kadar çok alakalı ki gençlik kafasını kumdan çıkarmaz ve gerçekleri bu tarzdaki oyunları görmezden geldiği sürece aynı niyetli kişiler aynı oyunları devam ettirecek ve ülkemize her manada zarar verecektir. Bilgi ve bilgisayar çağında sadece bedensel olguların olmadığı zevki sefa alemi için uğraş verenlerin biraz daha sosyal kültürel ve siyasi içerikli bilgi ve araştırmaya yönelmeli cinsellik ve arkadaşlık adı altında yapılmaya çalışılan uyuşturmalardan uzak tutulmalıdır. Gençlik kendine getirilmeli tabiri caiz ise içinde bulunduğu uyku ortamından uyandırılmalı ve “vasıflı birer TÜRK olmaya mecbur” hale getirilmelidir.
Oğuz boyundan gelen geleneğimize göre yiğitlere nam bilgi ve becerilerine göre verilmektedir. Peki ya biz bilgisayar içine gömülmüş gençliğe ne tür bir ad veya şan vereceğiz. Atam oğuz soyunu idame ettiren Her fırsatta Osmanlı Torunu olduğunu iddia eden genç Türkiye Cumhuriyeti gençliğine ne şekilde bir sesleniş tarzı içinde olacağız. Msn canavarı anlamsız nickler Türkçe olmayan isimler altında boğulup giden gençliği gerçeklerle tanıştırma zamanı geldi.
Ve bu görev biz ülkücülere düşüyor, çoktan unuttuğumuz oyun ve oynaşları gelecek kuşaklarımız hür ve bağımsız bir Türkiye de oynamaları için buna mecburuz. Kimlik ve mezhep çatışmalarından uzak durarak gerçekler ile yüzleştirilerek doğruyu bulmalarında vesile olmalıyız. Peygamber efendimizi övdüğü bir ırkın temsilcileri ve cennetle müjdelenen bir ordunun son neferleri olarak başaracağız ve başarmalıyız.
İşveren kesimi geçmiş yılardan beri kıdem tazminatının ya kaldırılmasını ya da birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi her yıla bir aylık brüt ücret yerine, bir haftalık veya 15 günlük brüt ücretin esas alınmasını, ya da Kıdem Tazminatı Fonu kurulmasını istemektedir. Şimdi AK Parti hükümetinin reform paketi içinde yer alan tazminat fonu maddesi ülkemizdeki tüm işverenleri memnun etmiş görülmektedir. Fakat tek yanlı kanun uygulamaları ile bu ülkenin geleceği aydınlık olamaz.
Türk işçisinin bazı haklarını yok etme sırasında, hükümet sürekli olarak, AB ülkelerini örnek göstermektedir.
İsterseniz, AB ülkelerindeki işçilerle, Türkiye’deki işçileri şöyle bir kıyaslayalım:
*AB ülkelerindeki asgari ücret 1000 avrodur. Türkiye’de 435 YTL’dir. İlk önce ücretleri bir eşitleyelim.
*AB ülkeleri seviyesinde çocuk ve aile yardımlarını ülkemiz işçilerine de uygulayalım.
*AB ülkelerindeki işçilere uygulanan sosyal yardımların aynısı bizim işçilere de uygulansın.
*AB ülkelerinde bir emekli işçinin maaşı 1000 avrodur. Ülkemiz işçilerine de aynı ücret karşılığı Türk parası olarak ödensin.
*AB işçilerini sosyal hakları bizde de uygulansın.
*AB ülkelerindeki sendikal hakların aynısına ülkemiz işçisi de sahip olsun.
*AB ülkelerindeki işçilere uygulanan işsizlik sigortasının aynısı uygulansın.
*AB ülkelerindeki gibi işten atılmama güvencesinin aynısı uygulansın.
*Emeklilik yaşı gelmemiş ama 40 yaşını aşmış insanların devlet veya özel sektörde çalışması sağlansın.
*AB ülkelerinde işten çıkartılan işçilere aldıkları ücret seviyesinde iş bulunması söz konusudur, aynısının ülkemizde de uygulanması.
*AB ülkelerinde işçiler haftada 35 saat çalışmakta, Türk işçisi ise 45 saat. Bu çalışma saatleri de eşitlenmeli.
Yukarıda saydıklarım aklıma ilk gelenler. Hükümet olarak Sosyal Güvenlik Reformu ve istihdam paketinde siz sadece bu hakları verin ve sonra Kıdem Tazminatı’nı hemen kaldırın. Emin olun hiçbir muhalefet ve hiçbir işçi, “Neden böyle bir uygulama yaptınız” diye karşı çıkamaz.
Ama yukarıdakilerin hiçbirini vermeyin, sonra da AB ülkelerindeki işçilerde böyle uygulama yok yalanlarıyla insanları kandırmaya çalışın. Bu kadar da kuyruksuz yalan olmaz.
***
Bu arada ülkemizde faaliyet gösteren sendikalara da birkaç sözümüz olacak. Bu sendikaların adeta üzerlerine “ÖLÜ TOPRAĞI SERİLMİŞ” gibi sesleri solukları çıkmıyor. Ama sayın sendika genel başkanları, “işçinin bir günlük çalışmasını aidat diye almasını biliyorsanız, aldığınız bu paraların karşılığında işçilere borçlusunuz. Bu borçlarınızı ödemek zorundasınız”. Sendika ağalığı yaparak ya da bir partinin arka bahçesi olarak işçinizin hakkını savunamazsınız. Susarak, işçilerinizin haklarını koruyamazsınız. Siz işçi sendikaları mısınız? Yoksa sadece hobi olsun diye mi isminizde işçi lafını kullandınız?
***
Bugün Kıdem Tazminatı kaldırılacak. Yarın ise asgari ücret uygulamasının kaldırılması gündemde. Türkiye’de 2007 yılından beri asgari ücret uygulamasının yanlış olduğu ileri sürülüyor ve bölgesel asgari ücret sistemine geçilmesi istenmekte. Gerekçe olarak da batı ile doğu illerimizdeki yaşam standardının aynı olmaması gösteriliyor. Tabi ki, bu ileri sürülen tezler güldürmeceden öteye geçememektedir. Amaç, istediğin ücreti ver. Nasıl olsa aç ve işsiz binlerce insan sırada bekliyor.
Daha sonraki aşama ise haftalık çalışma saatlerinin herhalde 54 saate çıkartılması olacak
İhanet şebekeleri yurtta işliyor Düşman sinsi,sinsi toprak alıyor Vatanı da yavaş, yavaş bölüyor Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor
Patrik hane olmuş kendi başına buyruk Vatanı kardeşim ne hallere koyduk Haini.insan hakları savunucusu yaptık Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor
Avrupa birliği diye birlikten olduk İMF’ ye borçlandık batağa battık Özelleştirme adına fabrika sattık Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor
Özelleştirdik stratejik kuruluşları Millete anlatmadık hileli oyunları Yok fiyatına sattık kâr eden kurumları Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor
Bak Kıbrıs hangi şartta,nasıl sattılar Zafer diye millete de nutuk attılar Girit adasını da yunana böyle sattılar Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor
Haran ovası Şanlıurfa şehri talan edilmiş Tarlalar bir, bir Yahudi’ye satılmış Güney doğu siyonistlerce işgal edilmiş Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor
İsrail gözünü dikmiş arzı mevduda Davanın amacı, işgal etmek, Fırat’tan Nil’e Hainlerle düşman el ele, kol kola Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor
Alanya sanki olmuş Alman kazası Didim olmuş tamamen İngiliz yeri Satıyorlar şehit kanları ile sulanmış yeri Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor
Trabzon da Rumlar oyun peşinde Patrikhane ihanetin başında Vatikan gibi bir devlet peşinde Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor
Van’da ermeni alenen toprak satın alıyor Erzurum’da yerli satılmış alet oluyor Ağrı dağına kahpe ermeni sahip çıkıyor Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor
Vatan severleri bir zaman hain ettiler. Veli olan ulu Hakanı kızıl ettiler Devlet kuruluşlarını bir, bir işgal ettiler Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor
Vatanı satmak için gizli, plan yaptılar Milletin öz evlatlarını bir birine düşman ettiler Sağ, sol diyip vatan evlatlarını vurdular Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor
Köhne kiliseler, tarih diye, kurnazca onarılmakta Üç beş, haclı bir araya gelinip, ayin yapılmakta Yıkılmış, köhnemiş Bizans hortlatılmakta Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor
Bu kutsal toprak için şehit düşen yiğitler Vatanı bekleyen ey Mehmetçikler Ey bu vatan bağrında yatan şehitler,evliyalar Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor
Bak vatan toprağı Karabağ kan ağlıyor Kerkük. Musul kandaş elden gidiyor Telaferde her gün katliam oluyor Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor
Uyan asil Türk milleti vatan elden gidiyor Hainler haclılara durmadan toprak satıyor Şehitlerim yattığı topraklarda kemikleri sızlıyor Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor
Horasan ereni yüksek sesle feryat etsene Uyuyan Türk gençliğini uyandırsana Vatanın her tarafına haber salsana Uyan ehli vatan,Vatan elden gidiyor
Okunuşu: Kul hüvellâhü ehad. Allâhüssamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.
Anlamı: (Ey Muhammed!) De ki: O Allah bir tektir. Allah her şeyden müstağni ve her şey O'na muhtaçtır. O doğurmamış ve doğmamıştır. Hiç bir şey O'na denk değildir.
Anlamı: (Ey Muhammed!) Doğrusu sana pek çok nimet vermişizdir. Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes. Doğrusu adı, sanı ortadan kalkacak olan, sana kin tutan kimsedir.
NAS SURESİ
Okunuşu: Kul e'ûzü birabbinnâsi. Melikinnâsi. İlâhinnâs. Mir şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi. Minelcinneti vennâs.
Anlamı: (Ey Muhammed!) De ki: İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım.
KAFİRUN SURESİ
Okunuşu: Kul yâ eyyühel kâfirûn. Lâ a'büdü mâ ta'büdûn. Ve lâ entüm âbidûne mâ a'büd. Ve lâ ene âbidün mâ abedtüm. Ve lâ entüm âbidûne mâ a'büd. Leküm dînüküm veliye dîn.
Anlamı: (Ey Muhammed!) De ki: Ey inkârcılar! Ben sizin taptıklarınıza tapmam. Benim taptığıma da sizler tapmazsınız. Ben de sizin taptığınıza tapacak değilim. Benim taptığıma da sizler tapmıyorsunuz. Sizin dininiz size, benim dinim banadır.
FELAK SURESİ
Okunuşu: Kul e'ûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğasikın izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil'ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.
Anlamı : (Ey Muhammed!) De ki: Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedçinin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım.
Anlamı: Hamd, âlemlerin Rabbi, merhametli olan, merhamet eden ve Din Günü'nün sahibi olan Allah'a mahsustur. (Allahım!) Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yola, nimete erdirdiğin kimselerin, gazaba uğramayanların, sapmayanların yoluna eriştir
AYETEL KURSİ
Okunuşu:
"Allahu lâ ilâhe illâ hu, elhayyul kayyum, lâ te'huzûhu sinetün velâ nevm, lehu mâ fiys semâvâti ve mâ fiylard, men zelleziy yeşfeu indehu illâ biiznih, yâ'lemu ma beyne eydiyhim ve ma halfehüm, velâ yuhıytune bişey'in min ilmihî illâ bimâ şa', vesiâ kürsiyyühüs semâvâti vel arda, velâ yeuduhu hıfzuhuma, ve huvel âliyyül azıym."
Anlamı:
ALLAH ki, Tanrı yoktur ancak O vardır, diridir ve kendi kendine kâimdir; ne uyuklaması ne de uyuması söz konusudur; yerde ve göklerde ne varsa O'nun içindir; O'nun katında kim şefaat edebilir ki izni olmaksızın; bilir önlerinde ve arkalarında olanların hepsini; izni olmadan ilminden bir şeyi kapsamak mümkün değildir; kürsüsü semâları ve yeri içine almıştır; koruması dışında bir şey kalamaz; yüce ve azamet sahibidir.
REis Bıraktım elimden tabancamı Artık barut kokusu gelmiyor reis Yaktılar sokakta tüm hayatımı Annem yaşadığımı bilmiyor reis Sigarayıda bıraktım başım dönüyor Bu caddeler bana yetmiyor reis Arkamdan fitne fesat dönüyor Kahveye girmeye gözüm kesmiyor reis Vatanıma kanımı vermek isterim Bu beden bu canı haketmıyor reis Apoyu ımralıda asmak dilerim Kanunlar yasalar izin vermiyor reis Kurt olup dağlaramı çıksam yoksa Şu dağlarda benden kaçarmı reis Şimdi geçmişim önüme çıksa Başını kaldırıp bakarmı reis Bu kutlu sevda benim boynumun borcu Tüm bedenimi yaksam ödenmez reis Bayraksız değil değil kalemin burcu Kavgasız bu çarklar dönermi reis Üzerime geliyor bu viran şehir Ezilmek an meselesi ezilmedim reis Yüreğim yatağını aşmış bir nehir Çıldırmak ne kelime azmışım reis Bir ara sevdiğimi seyreyleye durdum Onunda yüzü gülmüyor reis Keskin hançerimi kalbime vurdum Bu hırçın beden ölmüyor reis Devletimi herşeyden üstün tutarım Anam ve sevdiğim kıskanır reis Köle olmam ben olsam kafama sıkarım Ölmem kurşun beynimde paslanır REİS